Bankalar Birliği Başkanı Çakar açıkladı: TL kredi için döviz şartı düzenlemesinde üç değişiklik

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar, BDDK’nın son aldığı kararın kredilerin selektif olarak doğru mecralarda kullanımını sağlanmasını amaçlandığını belirterek, “Bugün kur korumalı mevduat varken, vergi avantajı varken, yüzde 17 civarında faiz veriliyorken, kur farkı garanti ediliyorken, gidip döviz almanın bir rasyonalitesi yok” dedi.

Habertürk’e konuk olan Alpaslan Çakar, BDDK’nın ticari krediler için döviz şartı düzenlemesindeki bazı değişikleri açıkladı. Çakar, DBS, kurumsal kredi kartı, tedarik finansmanı kapsamındaki kredilerin düzenlemeden istisna olduğunu, bununla birlikte faktoring kurumlarının verdiği kredilerin matrah değerlendirilmesine tabi olduğunu bildirdi.

TBB Başkanı Çakar, BDDK Başkanı Akben’in geçen hafta açıkladığı yeminli müşavirler için de onay geldiğini, bağımsız denetim sürecine yeminli mali müşavirlerin de dahil olduğunu duyurdu.

Çakar’ın açıklamaları şöyle: Düzenlemenin amacı kredilerin selektif olarak doğru mecralarda kullanımını sağlanması. Varlıkların içinde dövizi varken uygun maliyetli TL cinsinden kredi kullanarak döviz alınmasını önlemek. Cari denge dolayısıyla kur üzerindeki baskıları azaltacak önlemleri almak zorundayız. Kur üzerinde sürekli yukarı yönlü küresel baskı var. Bu amaçla bazı kararlar aldı.

Bu kararlarda şöyle bir şey öngörülüyor; bu firmalar bağımsız denetime tabi olacak. İkincisi TL cinsinden yabancı para varlıkları altın ya da bankada yer alan mevduatları TL üzerinden 15 milyon TL’nin üzerinde olacak. Şirketin aktif büyüklüğü ise 11 yıl içerisinde net satış hasılatından hangisi yüksekse onun yüzde 10’undan fazla yabancı para, varlık bulunduramayacak. Bu üç şartın bir arada olması zorunluluğu var. Yabancı para kredi konusunda sıkıntı yok. O kapsamda herkes alabiliyor. 32 sayılı karar kapsamında olmasa bile yabancı para pozisyon açığı olan, yani döviz cinsinden yükümlülüğü olan ödemesi olan firma o pozisyon kadar döviz alma şansı var. Kamu Gözetim Kurumu’nun yayınladığı veriye göre Türkiye’de 13 bin 900 potansiyel firma var. Bu kriteri sağlayan firma sayısı 350 civarında. Bu dinamik bir süreç, pekala artabilir.

Kredi için döviz şartı düzenlemesindeki 3 değişiklik

Burada bağımsız denetim firma sayısı 360 civarında. Bu firmaların kredi kullanma aşamasında bağımsız denetim raporunu ibraz ediyor olması lazım. BDDK Başkanımız geçen hafta şunu söyledi; biz süreci değerlendiriyoruz. 360 civarında bağımsız denetim firması var demiştim. Bu kuralı esnetiyorlar. Yeminli müşavirler de dahil olacak. Daha önce kurumsal kredi kartları, tedarik finansman sistemi kapsamındaki krediler de onlar da matraha dahil ediliyordu. Bunlar da matrahtan çıkarılıyor. Özetlersek; Yeminli mali müşavir onayı geldi. DBS, kurumsal kredi kartı, tedarik finansmanı kapsamındaki krediler istisna oldu. Factoring kurumlarının verdiği krediler matrah değerlendirilmesine tabi oldu. Buradaki temel amaç, doğrudan kur üzerindeki baskıyı azaltmak. Şahsın yabancı parası varken, TL kredi alıp tekrar dövize dönmesini engellemek.

Biz olağan bir dönem yaşamıyoruz, bütün dünya için konuşuyorum. Kuru, enflasyonu, diğer ekonomik parametrelerin sıklıkla yer değiştirdiği bir dönemde otoritenin benzer kararlar alıyor olması olağandır. Zamanın ruhu bunu zorunlu kılıyor. 360 firma diyoruz ama bunların ciddi yabancı para varlıkları var. Bunu engelliyor olmak lazım. Süreç itibarıyla yabancı para döviz alan firma için hiçbir kısıt sözkonusu değil. Ancak bir firma yabancı para varlığı var olduğu halde kredi alıp onu dövize dönüyorsa, kur üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Kredilendirmenin dövize ve altına dönüyor olmasını sanıyorum hiçbirimiz istemiyoruzdur. Türkiye’de yatırım iştahı çok canlı. Ciddi anlamda yatırıma giden kredi var.

Geliri yabancı para olanın zaten yabancı para cinsinden kredi kullanması serbest. Yabancı paranın ticaretini yabancı para üzerinden yapan şirketin yabancı para tutmasında sıkıntı yok. Burada öngörülen firmalar 1350 civarında. Bu firmalar zaten TL cinsinden kredi alan firmalar. Bunların yabancı para mevduatı tutup, gidip kredileri alıp yabancı paraya dönmeleri engelleniyor. Firmalardan temel beklenti genel faaliyet kârlılığının artıyor olması. Yabancı paraları varsa mal alımı, yatırıma kullanılmasını beklerim. Burada asla yabancı paranın engellenmesi, sermayenin kontrolü, sermaye transferinin engellenmesi asla sözkonusu değildir.

KKM, hedefine ulaştı

Kur korumalı mevduat 20 Aralık tarihinde olmuştu. Kur korumalı mevduat konusu faiz geliri yüzde 17 civarında öngörüyor. İkincisi bu ürün üzerinden vergi, stopaj alınmıyor. Eğer vade tarihindeki kur artışı olursa onu da kendisine taahhüt ediyor. İlk başta gerçek kişiler sözkonusu iken sonra tüzel kişiler de dahil edilmeye başlandı. O zaman kur 18 civarında oranındaydı. Kur korumalı mevduatla 10 TL’ye kadar düştü dolar düşmüştü. Sonra 13 civarında park etti. Beklenti de oydu zaten. Bu kur korumalı mevduat olmasaydı, o zaman kurun daha da yukarı gitmesi, cari açık ve enflasyon etkisini konuşmuştuk. Bugün itibarıyla 1 trilyon TL’yi geçti.

Bu kur korumalı mevduat yabancı paradan bir çözülme sağladı mı? O günlerde yabancı para TL dengesi 65’e 35’di. Bugün bu oran 58’e 42’ye döndü. Yani yabancı para 58. Gerçek kişilerin mevduatı yılbaşından bu tarafa 14 milyar dolar azaldı. Tüzel kişilerin, yani firmaların yabancı para mevduatı 8 milyar dolar azaldı. Topramda 22 milyar çözülme söz konusu. Kur korumalı mevduat öngörülen hedefi kesinlikle yerine getirmiş durumdadır. Bunun Merkez Bankası, Hazine’ye kur artışından kaynaklanan ödeme yükümlülüğü getirebilir. Ama total ekonomiye, devletin hazinesine kur artışı dolayısıyla enflasyon ve cari açık olarak getireceği maliyet neydi? Kur korumalı mevduat kur üzerindeki baskıyı alması açısından hala ciddi enstrüman olduğunu düşünüyorum. Ama ilanihaye sürdürülebilir bir şey değildir. Ekonomik konjonktüre bağlı olarak farklılaşabilir. Bugün yine artıyor ama ilk baştaki ivme tabii ki yok. Mevduatın ortalama vadesi ciddi anlamda artmış oldu, bilanço açısından ciddi katkıları var tabii ki.

Enflasyon yıl sonunda yüzde 50’ler seviyesine inebilir

Hem maliyet enflasyonu hem enflasyon birleştiğinde fiyat mekanizması öngörülebilirin dışında çıktı. Enflasyon enflasyonu doğuruyor. Ben enflasyonun yıl sonunda yüzde 50’ler seviyesine düşebileceğini öngörüyorum. Turizm gelirleri dolayısıyla cari açığın gerektirdiği likiditenin bulunabileceğini düşünüyorum.

Faizi yüzde 70-80’e getirseniz ekonomi tepetaklak olur

Biz makul finansmanla ülke ekonomisini büyütmeye devam ediyoruz. Bugün faiz oranlarını yüzde 70-80’lere getirirseniz ekonominin tamamen tepetaklak olması anlamına gelir. Bizim ülkemizde bunun olması sözkonusu olamaz. Biz cari fazla verecek şekilde firmaların yatırım, üretimlerine destek olacak, finansman maliyetinin yönetilebilir kılmak adına makul faiz oranıyla kredilendirme yapıyor olmalıyız.